29 Eylül 2018 Cumartesi

İtiraf

o kadar uzun zaman oldu ki yazmayalı ne yazmam gerektiğini nasıl yazmam gerektiğini bilmiyorum artık. içimde biriken acıyı öfkeyi nasıl dökeceğimi, hangi kelimeleri kullanmalıyım ki bu sıkıntılar ortaya çıksın ve ben rahatlayayım bilmiyorum. bildiğim tek şey kendime zarar vermek bile diyebilirim şu anda.

başarısız bir sürü intihar denemem oldu. sürekli kendimi kestim ve kesiyorum. bu beni rahatlıyor çünkü. neden rahatlatıyor bilmiyorum ama kendimi o an için inanılmaz mutlu hissediyorum ve mutlu hissettiğim için kendimi sadece iz kalacak şekilde kesiyorum. asla ölecek kadar derin kesmiyorum. ama neden kesmediğim hakkında bazı sorgulamalar yapıyorum son bir kaç gündür.

ortaya çıkan çok basit gerçekler olduğunu yeni yeni kavrıyorum. bu gerçekler henüz bireysel olarak ölüme hazır olmadığımı gösteriyor. halen yaşamak için gereksiz umut dallarına tutunduğumu o dalların beni düzlüğe çıkartacağına inanıyorum. aslında o dalların bomboş olduğunu biliyorum fakat yine de bir şekilde beynim bunları kabul etmiyor. etsin diye uğraşsam bile bir şekilde red ediliyor ve etmeye devam ediyor.

asla olmayacağını bildiğim hayallerin içinde kaybolarak bu sorunları bir yere kadar görmezden geliyorum. geliyorum geliyorum ve artık her gece bir şekilde karşıma çıkıyor bu sorunlar yeterince alkolü alınca. evet her gün içiyorum. evet ben bir akoliğim. evet ben bir bağımlıyım ne bundan pişman değilim. bunu inkar etmiyorum. ayrıca kendime zarar vermeye de bağımlıyım. beynim gereğinden fazla çalışıyor "elalem ne der ulan ?" diye gereğinden fazla düşünüyorum. kendimi kestiğim günlerde utanarak dışarıya çıkıyorum. sanki beni hiç tanımayan bir insan bunu görüp de beni yargılayacak vay manyağa bak ne yapmış sol kolunun içine diyecek diye düşünmekten kendimi alı koyamıyorum.

aslında ölüm kavramı bana çok hoş geliyor. çünkü şu ana kadar hiç yaşamadığımı düşünüyorum. hiç bir şekilde kendi fikirlerimi ifade edebilecek onları savunacak bir insan olamadım. çok sıkıntılarım olduğunu biliyorum ama bir şekilde yaşamak için çaba gösteriyorum. belki de bu anlamsız ama yine de insanın içinden geliyor hayatta kalma duygusu. ona kulak veriyorsun o sol kolunun içine atmaya çalıştığın en derin kesikti. o kesikte bile bazı dürtüler seni engelliyor daha fazla yapma diye. neden niye yapıyorlar bilmiyorum ama beni bir şekilde engelledi o dürtüler hep. ölmek isteyip ama bunu yapacak kadar götü olmayan bir insan oldum hep. 12-13 yaşından beri intiharın bir çözüm olduğuna inanıp asla bu çözüme ulaşamayan biriyim. bildiğim tek şey bu dünyada yaşamak beni çok üzüyor çok yoruyor. keşke yarın doktora gitsem de bana 3 ay ömrün kaldı dese. o son üç ayı istediğim şekilde yaşamak. geleceği düşünmemek her şeyi arkamda bırakmayı o kadar çok istiyorum.

o gelecek kaygısını arkamda bıraktığım anda ne bir daha kolumu kesip ölmeye çalışırım ne de alkolik olurum. benim en büyük sorunum hayatımın geldiği noktada kimseden gram destek alamayacağımı bilmek. yaşadığım ülkenin bana verdiği acıları sindirecek kadar olgun olmamak ve asla hayatı sevmemek. hayatın sevilecek yanlarının çok az olduğunu düşünüyorum. insanların sadece kendilerine odaklı sürdürdükleri bu yaşamı bir yere kadar kabul edebiliyorum. bu kabul edebildiğin nokta ise artık geçti gitti. bildiğim tek şey var ki bu hayatta kalmak istemiyorum daha fazla. belki bu gece belki daha sonra ama bu verdiğim karar için bir şeyler yapmayı planlıyorum. kendimi kesmeyi düşünmüyorum son verme olarak. çünkü onu yapınca acı duyuyorum. o yüzden belki de bir gece saat 00.00 civarı kendimi küçücük 1+0 evimdeki doğalgaz borusundan asıp hayatıma son veririm. ama ne zaman olacağını bende karar vermedim. bunu iyice düşünüp uygulamam lazım ki kimse böyle bir şeyi yaptığımdan şüphe etmesin.

cesedimin bulunması için yüksek ihtimal kokması gerekecek. çünkü dediğim gibi kimsem yok ve kimsem olmadığı için beni arayacak insanda yok. şimdi götümden sıkarak cesedim yaklaşık 1 hafta sonra çürük kokusu yaydığını söyler isem ona uygun davranırım. 1 hafta sonra yükselen çürük kokusu ile eve birileri gelir. kapıyı açamadıkları için içlerinden gelirse belki kapıyı koç başı ile gırıp benim doğalgaz borusundan sallanan cesedime çarparlar. ceset demek de saçma geliyor bana. benim leşim daha iyi gibi. hayatım her zaman leşti. ceset olmayı hak etmiyorum bence. leş daha uygun bana. leş güzel bir kelime aslında. benim için çok uygun. hayatı boyunca asla bir şeyi başaramayacak iki eli ile bir siki doğrultma becerisine sahip olmayan benim ölümü daha iyi ne tanımlar ki "leş" dışında.

ama dediğim gibi şu anlık hazır değilim ölümün kollarına kendimi bırakmaya. şu anda sadece softcore kendi kollarına dikine hafif kesikler atan biriyim. ölünce olacakları merak etmenin yanında bir şeylerin olmadığını düşüncesinin ağır bastığı, tanrı veya allah denilen olgunun sadece bir kaç şizofrenden ibaret olduğunu görmekten koran bir insanım. hayatım boyunca kimsenin beni düzgünce dinlemediği be anlamayacağı bir insan olarak veda edeceğim zamanı gelince.

bu zamanın ne zaman olduğunu ben de bilmiyorum. bildiğim tek şey ise bazılarının ölümünün erken olacağını fark ettiğidir. bende fark ettim ve buna uygun yaşayacağım.

bu satırların aşırı anlamsız olmuş olabileceğini de biliyorum çünkü yeterince içtim yine. içince ben kötü kötü olurum. içinde aslında bakıldığında benlik ortaya çıkar. içmeyince kaçtığım sorunlar alkol ile gün yüzüne çıkar. o yüzden dediğim gibi bomboş bir şeyler de yazmış olabilirim. çok umurumda değil açıkçası. 4 sene kadar sonra ilk defa uzun soluklu aklıma geleni kağıda döktüğüm bir an yaşandı. bunu da her yerde paylaşacağım. çünkü neden olmasın dimi yani yazdım sonuçta. yazmak beni hep mutlu edip rahatlatırdı. umarım bu yazdıklarım da bir katkı sağlar içimde bulunduğum duruma. kendimi az da olsa mutlu eder.

3 yorum:

Adsız dedi ki...

Ölmek, uyumak sadece! Düşünün ki uyumakla yalnız
Bitebilir bütün acıları yüreğin,
Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun.
Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü!
Çünkü o ölüm uykularında,
Sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından,
Ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu.
Bu düşüncedir uzun yaşamayı cehennem eden.
Kim dayanabilir zamanın kırbacına?
Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine,
Sevgisinin kepaze edilmesine,
Kanunların bu kadar yavaş
Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine,
Kötülere kul olmasına iyi insanın
Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken?
Kim ister bütün bunlara katlanmak
Ağır bir hayatın altından inleyip terlemek,
Ölümden sonraki bir şeyden korkmasa,
O kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya
Ürkütmese yüreğini?
Bilmediğimiz belalara atılmaktansa
Çektiklerine razı etmese insanı?
Bilinç böyle korkak ediyor hepimizi:
Düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor
Yürekten gelenin doğal rengini.
Ve nice büyük, yiğitçe atılışlar
Yollarını değiştirip bu yüzden,
Bir iş, bir eylem olma gücünü yitiriyorlar.

Ege Bostancı dedi ki...

Türkçesine mi yorum yapsam İngilizcesine mi bilemedim. Ama yorumların açık olduğunu bile bilmediğimi söylemek isterim. Bir aralar benim onayım gerekiyordu yorum yapmaları için insanların. Gerçi cevap versem bile yazan bireyin haberi olur mu o da ayrı bir soru işareti ama maden bir yorum gelmiş bir şeyler eklemek isterim.


Attığın Türkçe çeviriye göre olayları irdelediğim de öbür dünyadan korkuyorum diye bir yanılgı olması yanlış bence. Ben öbür dünyadan korkmuyorum. Çünkü öbür dünya diye bir şey yok. Biz öldüğümüz zaman ruhumuz falan diye kafa sıktığımız şeylerin hepsinin yalan olduğunu anlayıp asla rüya görmeyeceğimiz bir uykuya yatacağız. O rüyada uyurken ise bizi solucanlar yiyecek. Vücudumuza zarar verdiğimiz yerleri es geçerek bizi besin olarak tüketip kendi hayatlarına devam edecek pek çok canlı bulunacaktır toprak altında. O yüzden Shakespeare adlı güzel yazarımızın bu metaforuna katılmıyorum.


Bu attığın şiirin kısmına göre benim öbür dünyadan çekincelerim olduğu için intiharı engellediğim düşüncesi ortaya çıkıyor. Bu tarz bir düşünceye hiç bir zaman sahip olmadım. Asla öbür taraf var o yüzden iyi davranmalıyım demedim ve demem. Benim için tek kriter kendi beynimin düşündüğü iyi kötü olgusudur. Yukarıya yükseleceğiz yav cehennem vardır diye hiç bir şeyi yapmaktan çekinmedim. Aksine bunların subjektif konular olduğunu ve bunlar ile bir insana yeterince detaylı tespit yapılmasının saçma olduğunu düşünürüm. İnsanların olmayan iyiliğini sırf korku ile sağlayamazsınız. Bir insan kötü bir şey yapacak ise misal dinlere göre intiharı. Bunu dinlerin baskısı ile ertelemez bence.


Benim durumumda ise halen kafamda kalan sayılı umut parçası var. Bu hayatta yeterince yaşayamadğım şeyleri bir şekilde yaşayabilirim diye bir umut için yaşıyorum. Bu umudu da sadece kendimden alıyorum, bunu bana herhangi bir korku veya baskı vermiyor aksine bunu insanın kendisinden alıyorum. Olabileceğini düşündüğüm şeylerin yaşanmasını istiyorum ve bunu istediğim için bir hata yaptığımı düşünmüyorum.


William abiyi boklamak gibi bir amacım da hiç olmadı fakat ne yazık ki kendisinden bana attığın bu şiir beni anlatmayı bırak azıcık bile yakın değildi. Dünyanın en derin eliti belki değilim ama yine de az buçuk bu konular hakkında fikir sıçmanın internet ortamında yasak olmadığını bildiğim için ve bu benim kendi blogum olduğu için bir kürek kara koydum ortaya. THAT'S INTERNET BRO SHITPOST TIME !!!!

Adsız dedi ki...

Kaideler ve kadehler her ölümlü için nasıl perişansa
Kelimeler de ölümsüzler için o kadar masaldır
Düşün ki ve anlat ki karlı bir günde arabaların öpücüğünü boynunda hissetmişsin
Akşam olmuş ve sigara içiyor kara bir dede
Ölmek sadece bir yok oluş ise martılar neden kendini vurmuyor vapurlara
Vapurlar demişken sandallardan bahsetmek ne kadar rasyonel ise
ne kadar rasyonelse yıllarım ayakkabı bağcığım,külü bile olmayan bir Anka,taş saadet zinciri
olsun bastonu yoktur ölümlünün vurmaz tepesine kumarbaz bahçivanın
Vapurlar demişken kalalım öylece dedim
Kimlik için yeni bir fotoğraf çekinmişim
Saçlarımı taramışım sağa taramışım aknelerimi de çektirmişim
Daha deniz görmemişim
Güneşin dövmesini tenime işlemişim
Julia ile Joseph kuyuya atladığında
ah olmasaydı keşke dedim serimi sesime döktüm
Ama ölmek dostum en büyük yenilgidir sana yemin ederim
Küfür etmekte serbestsin ters kelepçeye de mizah raconuna da
Anasını sikmedik diye bu dünya kavanoz götlü
Ölme güzel kardeşim yoksa en çok ben ağlayacağım
Herkes yalnız ölüden ne farkları var

Wilbur Ölmek İstiyor