12 Ekim 2018 Cuma

bomboş

kolumdan kanlar damlıyordu. kendimi yeterince kestiğimi düşünüyordum o an. ölüm denilen olgunun bana gereğinden fazla yakın olduğunu hissettiğim nadir anlardan birinde idim. damla damla dahi olsa koluma attığım kesiklerden biri başarılı olmuş gibi seviniyordum. öleceğim sonunda diyordum. öleceğim ve bu dünyadan kurtuluşumu başarmış olacaktım.

gözlerim kapanmaya başlamıştı o an. kanın sıcaklığı param olmadığı için yakamadığım kombili evi hamama çevirmiş ve soğuyan bedenimi ısıtıyordu. kanımın sıcaklığı benim canlı olduğumu düşündürüyordu. 

elimde bir falçata vardı. kafam iyiydi. kendime ufak bir kesik atayım içim rahatlar derken adını bilmediğim bir damarı kestim. bir anda kan fışkırdı yüzüme. ama ona da rağmen devam ettim. korkudan dolayı yaktığım sigara yatağıma düştü. hafif bir yanık izi bırakmıştı. hatta bir delik. titremeye devam ediyordum. hayattaki son anlarımı tek başıma pislik içindeki bir odada kimsenin haberinin olmadığı bir durumda geçiriyor ve bundan mutluluk duyuyordum. hayatım boyunca her daim yalnız kaldım. kimsenin beni tam anladığına inanmadım. her daim insanlara mutlu gözükmeye çalıştığım anlar tek tek aklıma geliyordu. ölmenin doğru karar olduğunu fark etmem uzun sürmemişti. yaşamanın gereksizliğini fark etmiştim. ben 7-10 milyar insan olduğunu iddia eden varlıklardan biri idim. benim yaşamam ne birine bir şey kayardı ne de bana bir şey katardı. bildiğim tek şey bensiz de bu evren devam edecekti. ben olsam ne değişecekti. kolumdan akan sıcak kanla birlikte biramdan bir yudum daha aldım. alkolün kanımın akışını hızlandırdığına dair bir şeyler duymuştum. o yüzden kendimi keserken aynı anda alkol almayı severim. severim ama genelde yeterince kesemediğim için pek etkisi var mı bilemiyorum. şu anda kolumdan kanlar akarken bu satırları yazarken bazı faydaları olduğunu fark ettim.her yudum aldığımda çıkan kanın şiddeti artıyor aslında. 

bu bir son mektup intihar ediyorum haberi değil. ben hep ölmeyi istemiştim. bu hayatı benimsediğimi hiç düşünmedim. benim yaşamamın gereksiz olduğunu biliyorum. kimsenin beni sevmediğini, kimsenin beni önemsemediğini de biliyorum. herkes kendi kafasında kurduğu dünyayı yaşıyor. ben o kurulan dünyaya girmeye çalıştığım anda kapıda birileri beliriyor ve beni engelliyor. her insana göre kendi kafasındaki dünya kusursuzdur. onların düşündüğü şeyler doğrudur. aksini kanıtlasan bile o öyle düşünüyor ise doğru. sorgulamayın bizler sabit fikirli yaratıklar olduk her daim. bilmiyorum ne diye yazıyorum bunları ama içimden bu cümleleri kurmak geldi. kurmaya da devem edeceğim. 

şu anda yanımda simsiyah bir silület var. kendisi benim kolumdan akan her kana saldırıyor. büyül bir iştah ile akan kanımı yalıyor. herhalde bu silület benim son nefesimi verip solucanlara yem olacağım ana kadar bekleyip kanımı emecek. korkmuyorum çünkü o bana zarar vermiyor bende ona zarar vermiyorum. ölümün pençesinde iken hissettiğim anlamsız duyguları son bir kez yazıya dökmek çok iyi geldi.

yarın öbür gün benim leşim bulunduğunda bu yazının gerçek olup olmadığını ben ölümden dönsem bile fark edemeyeceğim. o yüzden burada bitirelim. gölge kardeşim de bir seslendi bana. demek ki kanım bitmiş ölümüm geliyor. iyi geceler boş hayallerin peşinde koşan varlıklar....

Hiç yorum yok: