Sabah olduğunda ise klasik okul rutinlerini gerçekleştirmek
için yola koyuldular.Fakat bu sefer okul beklediklerinden farklı geçecekti.
Okula vardılar.Sabah derslerini aranda çıkardılar ve öğlem
yemeğini yemek düşüncesi ile yemekhaneye vardılar.O sırada beyinlerinden vurucu
görüntüyü gördüler.Bu Sena ile İpek yemekhanede yemek yemiyorlar adeta
çocukları yiyorlardı.İki tane zengin bebesi ile çok net bir şeyler yaşadıkları
belli olmuştu.Biri Samed diğeri de Emirhan’dı.İkisi de bu kızlar gibi zenginlerdi.Burak
ile Alp’in suratından düşün bin parça olmuştu.O ihtimali düşünmek
istemiyorlardı.Fakat Beyza geldiğin de iyice yıkıldılar.
Beyza : “Sizin şu kızların yeni sevgilileri nasıl?
Yakışmışlar mı birbirlerine? “ dediği anda Alp ile Burak’In dünyaları başlarına
yıkıldı adeta.O günün nasıl geçtiğini bir onlar bilirdi.
Eve geldiler ve her
ne kadar moralsiz de olsalar bir Halil’e teşekkür edelim bari diye bir düşünce
sundular.
Emre : “La olum adam o kadar maç verdi.Bi hayrına gidelim de
teşekkür edelim.Yaptığımız ayıp.Hem belki daha yüksek oranlı maçlar da verir şu
aldığımız parayı 10’a falan katlarız kötü mü olur?”
Alp : “Harbi abi ya.Gidelim bi teşekkür edelim ayağına maç
alalım.Adam bize zengin olmanın kolay yolunu sunmuş.Daha ne olsun.”
Burak : “Aynen abi.”
Ege : “Hadi abi madem gidelim de aradan çıksın.Çok geçe
kalmadan.”
Hep birlikte aşağı kata indiler ve Halil kardeşlerinin
kapısını çaldılar.
Halil : “Oooo kardeşlerim hoş geldiniz dün gece bekledim ama
kızları ekemediniz herhalde olsun geçin oturun şöyle bi.”diyerek gözleri gene
parlayarak onları içeriye kabul etti.
4’lü gene az tırsarak buldukları bir kanepeye tünediler ve
tam ağabeyler pozunu verdiler.
Halil sazı eline aldı ve konuşmaya başladı:
“Dün verdiği kupondan gelen karınız tatlı geldi
herhalde.Ondan geldiniz gene.Bu sefer vereceğim maçlar mükemmel.Geleceği görmüş
olacağım.Temiz 3 maç zengin yapacak sizi.Bakın bende oynadım.”diyerek kuponu
gösterdi.
3 maçın da oranı 25’ti.Açıkçası bu kuponu oynamayı hiç
birinin totosu yemedi.Ama Halil’in kendinden gereğinden fazla emin konuşması
onların kupona olan güvenini daha da artırdı.Maçları not aldılar.
O sırada Halil
“Tabi buldunuz zengin olmanın yolunu fırsatı tepmezsiniz
çakallar sizi.”diyerek hafif sırıttı.
Alp : “Aynen abi kaçırmayalım maçları biz kalkalım oynayalım
beklemeye başlayalım.”dedi.Ve hepsi kalarak evlerine gittiler.Eve gelince
Burak : “Abi buna yüklü mü girsek ki? Adam çok emindi
kendinden kendisi de zaten 500 kağıt atmış bizde bi eldeki avuçtaki paraya
bakalım da limitleri zorlayalım mı?”
Ege : “Ya abi bakın yapmayalım.Ben aç kalıp evden atılmak
istemiyorum beyler yapmayın etmeyen gözünüzün yağını yiyeyim yapmayın.”
Demesine rağmen onu kimse dinlemedi.Herkes kıyıda köşede
olan paralarını zorladı ve toplam da 500 lira gibi bir limit çıkardılar.
Netice de akıllarının hayallerinin bile zar zor bir arada
gördüğü bir parayı kazanacaklardı.Kaybederlerse de evin aylık kirasını
kaybetmiş olacaklardı.
Ege : “Abi kirayı basmayalım bak ya tutmazsa? Adam geçen
sefer bildi diye bu sefer de bilemez ya.Yapmayın gözünüzü seveyim.”
Burak : “Ya tutarsa abi? Onu düşündün mü hiç? Hayatında o
kadar parayı bir arada gördün mü hiç sen? Bazı şeylerin sonunu düşünmeden yapmalısın
ki kahraman olabilesin.”
Ege : “Ya burada olay hala mı kahramanlık.Beyaz atlı
prensilik mi yani? İki tane zengin kızı yüzünden evin kirasını kaybetme
şansımız var ama siz sadece pozitif tarafından bakıyorsunuz.Aşk dene şeyin
olduğuna inanmasam da resmen gözünüzü bir şey kör etmiş.Ama neyse hadi basın
parayı da alın babayı.Sonra ağzımın tadi ile ben demiştim diyeceğim size.”
Alp : “Ya abi tamam yatarsak yatarız az aç kalırız ama
kazanırsak da neler alacağız o para ile bir parti finanse etmek lazım.Bi şeyler
yapmak lazım o para ile.”
Emre : “Parti tarzı bi şeyler güzel olur.Ama sadece belli
kişileri çağırmak lazım.Sizin şu kapıldığınız zengin kızları çağıralım
sadece.Sevgililerini bayıltırız kızlar da bize kalır nasıl plan??”dedi.
O havada gerginlik bu konuşma ile az da olsa sekteye uğradı.
Burak : “Neyse beyler ben gideyim şunları bi yatırayım da
maç saatlerini kaçırmayalım.”diyerek elinde 500 kağıt cebinde maç kodları çıktı
gitti.O sırada herkes odasına çekildi.
Burak yaklaşık 10 dakika sonra gelmeyi başardı.maçların
başlamasına 20 dakika vardı.İyi bir zamanlama yakalamıştı.Bütün herkes salon da
onu bekliyordu.Kazanacakları astronomik rakamı bekliyorlardı.Maçlar başladı o
maçlar süresince zamanın nasıl aktığını kimse fark edemedi.Fakat maçlar tamamlandığın
da kuponu ellerine alıp baktılar ve o zaman haplanmış gibi oldular.78 milyar
gibi bir para kazanmışlardı.Hala durumun tam farkına varmadılar.Sadece
sevinçten kafaları kıyak olmuştu.